İşte hayatımızla ilgili son derece önemli olan bu soruya verilecek cevap! "Hiç kimse bilmiyor." Cevabın kolay olduğunu, uykuda enerjimizi sarj ettiğimizi söyleyebilirsiniz, ama bilimsel araştırmalar bunu göstermiyor. Yapılan araştırmalarda, İngiltere'de 70 yaşında bir kadının, her gece bir saat uyuyarak, hatta bir keresinde 56 saat uyanık kaldıktan sonra sadece 1,5 saat uyuyarak ertesi gün tam performans ile hayatını sürdürebildiği gözlemlenmiştir.
Aslında normalde, hepimizin bildiği gibi, bir gece dahi uyuyamasak, ertesi gün adrenalin nedeni ile bütün aktivitelerimiz yavaşlamaktadır. İki gece üst üste uyumayan insanda ise durum daha kötüdür. Dikkat ve konsantrasyon düşer, hatalar artar.
Üç günden sonra insan hayal görmeye başlayabilir, düşünce berraklığı kaybolur. Daha sonra ise artık insan gerçekle ilişkisini keser. Fareler üzerinde yapılan deneylerde bir canlıyı uyanık tutmaya çalışmakla ölümüne neden olunabileceği ispatlanmıştır.
Üç günden sonra insan hayal görmeye başlayabilir, düşünce berraklığı kaybolur. Daha sonra ise artık insan gerçekle ilişkisini keser. Fareler üzerinde yapılan deneylerde bir canlıyı uyanık tutmaya çalışmakla ölümüne neden olunabileceği ispatlanmıştır.
"Derin uykunun tadını çıkar." Sizce bunu kim söylemiş? Shakespeare'in Julius Caesar'ı. Evet, birkaç alıntı daha vereyim. "Ey uyku, ey tatlı uyku, doğanın nazik kolları, seni nasıl korkuttum? Yine Shakespeare. Aynı zamandan: "Uyku, sağlık ve vücudumuzu birbirine bağlayan altın bir zincirdir." Başka bir 16. yy oyun yazarı olan Thomas Dekker'dan oldukça isabetli bir söz.
Ama 400 yıl ileri atlarsak, uyku hakkındaki uslüp biraz değişiyor. 20. yüzyılın başından, Thomas Edison'dan: "Uyku, büyük bir vakit kaybı ve mağarada yaşadığımız günlerden bir mirastır." ve 1980'li yıllara geçersek, bazılarınız Margaret Thatcher'in "Uyku pısırıklar içindir." dediğinin söylendiğini hatırlayabilir. Ve tabii ki meşhur söz Wall Street'ten Gordon Gekko, "Para uyumaz". demiş.
20. yüzyılda uykuyla ilgili ne yapıyoruz? Tabii ki geceden kaçınmak için Thomas Edison'ın ampulünü kullanıyoruz, karanlığı işgal ettik ve bu işgal sırasında uykuya neredeyse hastalık mumelesi yaptık. Ona bir düşman gibi davrandık. Ve şimdi sanırım hiçbirimiz uykuya hakettiği değeri vermiyoruz. Tamamen zaman kaybı değil mi? Yanlış. Aslında, uyku biyolojimizin akıl almaz derecede önemli bir parçası, ve yaşamamımızın yüzde 26'sı harcadığımız önemli bir aktivite.
Fakat sorumuza hala cevap yok! "Niçin uyuyoruz?" Neden uyuduğumuz ile ilgili düzinelerce fikir var, işte size teoriler.
Uyku, insana kaslarını ve diğer dokularını onarma, yaşlanan veya ölen hücrelerini yenileme şansı verir. Beynin içerisinde bir sürü genin yalnızca uyku sırasında etkinleştiği ve bu genlerin yenileme ve metabolik yol ile ilişkili olduğu ortaya çıkarıldı. İşte bu yenileme tezi için iyi bir kanıt.
İkinci teorimiz ise uykunun, enerji tüketimimizin miktarını azalttığıdır. Fakat basit bir hesaplama yaparsak, pek başarılı olamıyoruz. Gece uyumuş bir birey ile uyanık kalıp fazla hareket etmemiş bir bireyi karşılaştırdığımızda uyku sırasındaki enerji tasarrufunun bir gecede sadece 110 kaloride kaldığını görüyoruz. Bu bir sandviçe eşdeğer. Bence bir sandviç, uyku gibi karmaşık ve zahmetli bir davranışı açıklamaya yetecek güçte değil . O yüzden enerji tasarrufu fikri bana biraz basitmiş gibi geliyor.
Üçüncü teorimiz ise ki belki de en önemlisi: beyin işleme ve hafıza güçlendirme. Uyku, insan beynine hafızasındaki bilgileri düzenleme, gereksizleri unutma ve arşlivleme şansı verir. Rüyalar da bu işlemin bir parçasıdır. Şunu biliyoruz ki, bir görevi öğrenmeye çalıştıktan sonra uykunuzu alamazsanız o görevi öğrenme yeteneği paramparça oluyor. Gerçekten oldukça azalıyor. O yüzden uyku ve hafıza güçlendirme de çok önemli. Ancak, bu yalnızca hafızanın saklanması ve anımsanması değil. Oldukça heyacan verici olan şu ki, karmaşık sorunlara özgün çözümler bulabilme yeteneğimiz büyük ölçüde bir gecelik uykuyla gelişiyor . Aslında, bize üç kat avantaj verdiği tahmin ediliyor. Gece uyumak yaratıcılığımızı geliştiriyor. Ve görünüşe göre, beyindeki önemli sinirsel bağlantılar ile önemli sinaptik bağlantılar birbirine bağlanıyor ve güçleniyor, daha az önemli olanlar ise ortadan kaybolup daha az önemli hale geliyor.
Uyku hakkında bildiğimiz en önemli gerçekse, geceleri iyi uyursak, sabahları kendimizi iyi hissettiğmiz, hem vücudumuzun, hem de beynimizin yeni bir gün için kendisini tazelediği olgusudur.

Hiç yorum yok: